ALEVİLİK HAKKINDA
Hz. Ali Doğumu ve isim verilmesi
Hz. Ali Doğumu ve isim verilmesiMekke'de, 30. Fil Yılı'nın 13. ya da Recep ayının 13. günü, bir başka görüşe göre de Zilhicce ayının yedinci günü, Kabe’nin içinde dünyaya geldi (M.S. 599). Annesi Fatıma Hz. Ali'yi doğurmak üzere iken Kâbe duvarına dayandı. Bu esnada duvarın yarıldığına ve bir sesin içeri gelmesini söylediğine inanılır. Dördüncü gün dışarı çıktığında Fatıma'nın kucağında bir erkek çocuğu vardır. Ebu Talib ve ailesine müjde verilir, Hz. Muhammed herkesten önce gelerek bebeği kucağına alır ve Ebu Talib'in evine kadar kucağında taşır (o sıralarda Hz. Muhammed eşi Hatice bint Hüveylid ile birlikte amcasının evinde kalmaktadır ve evliliğinin henüz ikinci ya da üçüncü yılındadır).

Hz. Ali'nin ismini kimin verdiği konusunda iki farklı görüş vardır; birincisi Ebu Talib'e bu ismin ilham olduğu, daha çok kabul gören ikincisi ise bebeğe bu ismi Hz. Muhammed'in verdiğidir.
Annesi, babası

Fatıma bint Esed
Ebu Talib bin Abdülmuttalib

Hz. Ali'nin annesi, Hz. Muhammed'in dedesi olan Abdülmuttalib'in (Şeybe bin Haşim) kardeşi olan Esed bin Haşim'in kızıdır. Abdülmuttalib öldüğünde, Hz. Muhammed'e annelik eden onu koruyup kollayan ve İslam Peygamberi'nin ilk eşi Hatice bint Hüveylid'in ardından Müslüman olan ikinci kadındır.

Hz. Ali'nin babası, Kureyş'in liderliğini babası Abdülmuttalib'den (Şeybe bin Haşim) devralan Ebu Talib idi. Ebu Talib, dedesinin ölümü sonrası kimsesiz kalan Hz. Muhammed'i himayesine aldı ve ölümüne dek (43 yıl boyunca) himayesini sürdürdü. Hz. Muhammed peygamberliğini ilan ettiğinde ise Kureyş, Ebu Talib'in ölümüne değin, kendisinden çekinmiş ve Hz. Muhammed'e zarar vermeye cesaret edememişlerdir.
Çocukluğu

Hz. Ali'nin çocukluk dönemi, İslâm peygamberinin çocukluk döneminin geçtiği evde geçmiştir. Her ikisi de Ebu Talib'i bir baba ve yönetici olarak tanıyorlardı; Fatıma bint Esed'e de anne diyorlardı. Bu ortamın, onun yetişmesinde çok önemli bir yeri olmuştur. Hz. Ali’nin çocukluğunda bir kuraklık Mekke'yi sarmıştı. Hz. Muhammed, amcasının birer çocuğunu kendi yanlarına alarak onun ekonomik sıkıntısını hafifletmek istediğini bir diğer amcası Abbas'a bildirdi. Abbas Cafer'i, Hz. Muhammed'se Hz. Ali'yi büyütmek üzere yanlarına aldılar. Hz. Ali, hutbelerinin, sözlerinin ve emirlerinin toplandığı kitabı olan Nechül Belağa'da o günleri şöyle anlatır:

"Çocuktum henüz, o beni bağrına basar, yatağına alırdı, beni koklardı, lokmayı çiğner, ağzıma verir yedirirdi... Ben de her an, devenin yavrusu, nasıl anasının ardından giderse, onun ardından giderdim; o her gün bana huylarından birini öğretir ve ona uymamı buyururdu. Her yıl Hira Dağı'na çekilir, kulluğa koyulurdu. Onu ben görürdüm, başkası görmezdi."

Yine dönemin bir başka kaydına göre, Hz. Muhammed, Hz. Ali'yi omzuna alır Mekke'nin dağlarında, vadilerinde ve sokaklarında dolaştırırmış
Gelin Canlar Ana Sayfa| Haberler| Alevilik Hakkında| Şiirler| Fotoğraf Galerisi| Video Galerisi| Atatürk Köşesi| Ziyaretçi Defteri| İletişim
Tüm Hakları Saklıdır. © 2019 - Gelin Canlar Bir Olalım
Yurtdışı Eğitim

alevi, alevilik, alevilik hakkinda, alevi canlar Türkiye'nin En Kapsamlı Alevi ve Alevilik Paylaşım Sitesi, alevilik nedir, alevi nedir, alevi forum, alevi dernekleri, alevilikte namaz, alevi kültür dernekleri

alevi, alevilik, alevilik hakkinda, alevi canlar Türkiye'nin En Kapsamlı Alevi ve Alevilik Paylaşım Sitesi, alevilik nedir, alevi nedir, alevi forum, alevi dernekleri, alevilikte namaz, alevi kültür dernekleri