<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürk Köşesi arşivleri - Gelin Canlar Bir Olalım</title>
	<atom:link href="https://www.gelincanlar.com/category/ataturk-kosesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.gelincanlar.com/category/ataturk-kosesi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 04 Nov 2019 07:59:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.0.9</generator>

<image>
	<url>https://www.gelincanlar.com/wp-content/uploads/2019/10/gelincanlar-user.png</url>
	<title>Atatürk Köşesi arşivleri - Gelin Canlar Bir Olalım</title>
	<link>https://www.gelincanlar.com/category/ataturk-kosesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk Doğumu</title>
		<link>https://www.gelincanlar.com/ataturk-dogumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gelin Canlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 11:09:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gelincanlar.com.tr/?p=4847</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selanik’te Koca kasım Mahallesi, Islahhane Caddesi&#8217;ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım&#8217;dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın&#8217;dan Makedonya&#8217;ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selanik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/ataturk-dogumu/">Atatürk Doğumu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" class=" wp-image-4848 alignright" src="http://www.gelincanlar.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-anne-babasi.jpg" alt="" width="296" height="237" srcset="https://www.gelincanlar.com/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-anne-babasi.jpg 450w, https://www.gelincanlar.com/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-anne-babasi-300x240.jpg 300w" sizes="(max-width: 296px) 100vw, 296px" />Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selanik’te Koca kasım Mahallesi, Islahhane Caddesi&#8217;ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım&#8217;dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın&#8217;dan Makedonya&#8217;ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selanik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım&#8217;la evlendi. Atatürk&#8217;ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.</p>
<p>Çocukluk Yılları;<br />
Mustafa, ilk önce mahalle mektebinde öğrenim hayatına başlamış, sonra da babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçmiştir. 1888 yılında babasını kaybetmiş, bir süreliğine dayısının yanında kalarak eğitimine ara vermek zorunda kalmıştır.</p>
<p>Makbule Atadan’ın anılarından anlaşıldığı üzere; Mustafa, kardeşleri Makbule ve Naciye ile ceviz oyunu, saklambaç ve daha bir çok değişik oyunlar oynarmış. Çok hareketli olan Mustafa, kız kardeşleri ile şakalaşır, bir çok muziplikler yaparmış. Aslında mizaç olarak sert bir yapıya sahip olan Mustafa, kız kardeşi Makbule’nin itaatkâr olmasından dolayı ona pek kızmazmış.</p>
<p>Çocukluk yıllarından beri ata ve silaha karşı büyük heves duyan Mustafa’nın, tahta parçalarından tabanca ve tambura yaptığını anlatan Makbule Atadan, kardeşinin her türlü oyuncağa düşkün olduğunu ve kendisine “Makbuş” diye hitap ettiğini söylüyor.</p>
<p>Ağabeyi Mustafa’nın çocukken fareden korktuğunu anlatan Makbule Atadan, Zübeyde Hanım’ın Mustafa’ya; “Sen asker olacaksın!&#8230; Asker korkar mı hiç?” dediğinden bahsediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-4850 aligncenter" src="http://www.gelincanlar.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-nufus-cuzdani.jpg" alt="" width="791" height="600" srcset="https://www.gelincanlar.com/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-nufus-cuzdani.jpg 791w, https://www.gelincanlar.com/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-nufus-cuzdani-300x228.jpg 300w, https://www.gelincanlar.com/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-nufus-cuzdani-768x583.jpg 768w" sizes="(max-width: 791px) 100vw, 791px" /></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/ataturk-dogumu/">Atatürk Doğumu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk Gençlik Yılları</title>
		<link>https://www.gelincanlar.com/ataturk-genclik-yillari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gelin Canlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 11:05:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gelincanlar.com.tr/?p=4844</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra, 14 yaşında iken Manastır Askeri İdadisi’ne (askeri lise) girdi (1895) Mustafa Kemal’in fikir hayatının oluşmasında ve gelişmesinde Manastır Askeri İdadisi’nde okuduğu dönem çok etkili oldu. Manastır kentinin yer aldığı Makedonya Bölgesi, Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı milliyetçilik fikirlerinin etkisiyle, son derece karışıktı. Bölgede yaşayan azınlıklar Osmanlı Devleti’nden ayrılmak için...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/ataturk-genclik-yillari/">Atatürk Gençlik Yılları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">Mustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra, 14 yaşında iken Manastır Askeri İdadisi’ne (askeri lise) girdi (1895)</div>
<div align="justify">Mustafa Kemal’in fikir hayatının oluşmasında ve gelişmesinde Manastır Askeri İdadisi’nde okuduğu dönem çok etkili oldu. Manastır kentinin yer aldığı Makedonya Bölgesi, Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı milliyetçilik fikirlerinin etkisiyle, son derece karışıktı. Bölgede yaşayan azınlıklar Osmanlı Devleti’nden ayrılmak için ayaklanmışlardı. Bulgar ve Yunan çeteleri bölgede Türklere karşı yoğun bir saldırı içindeydiler. Cereyan eden bu olaylar, Osmanlı Devleti’nin hızla yıkılışa doğru gittiğini göstermekteydi.</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">Mustafa Kemal, Fransız İhtilali sonrasında ortaya çıkan milliyetçilik, demokrasi, özgürlük ve eşitlik fikirlerini öğrenmiş, arkadaşları ile birlikte ülkenin içinde bulunduğu sorunlara çareler aramaya başlamıştı. Manastır Askeri İdadisi’ni 1899 yılında başarı ile bitiren Mustafa Kemal, İstanbul’a gelerek Harp Okulu’na girdi (13 Mart 1899).</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">1902 yılında Harp Okulu’nu bitirerek aynı yıl Harp Akademisi’ne devam etti. Harp Akademisi’nde okurken ülke sorunları ile daha fazla ilgilenmeye başlayan Mustafa Kemal, derslerinin arta kalan zamanlarında bazı yakın arkadaşları ile birlikte ülkenin içerisinde bulunduğu olumsuz durumu tüm okul öğrencilerine aktarmak amacıyla, el yazısı ile bir gazete çıkardı. Gazetenin yazılarını genellikle Mustafa Kemal yazıyordu. Mustafa Kemal, bütün gençliğini askeri okullarda okuyarak ve ülke sorunları ile meşgul olarak geçiriyordu.</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">11 Ocak 1905 tarihinde Harp Akademisi’ni kurmay yüzbaşı rütbesi ile bitiren Mustafa Kemal, görev ve savaşlarla geçecek zorlu bir hayata, Şam’da 5. Ordu emrine atanarak başladı.</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/ataturk-genclik-yillari/">Atatürk Gençlik Yılları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk Öğrenim Hayatı</title>
		<link>https://www.gelincanlar.com/ataturk-ogrenim-hayati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gelin Canlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 11:03:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gelincanlar.com.tr/?p=4841</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçük Mustafa’nın öğrenim çağı geldiğinde anne ve babası arasında görüş ayrılığı belirdi. Zübeyde Hanım, oğlunun geleneklere uygun bir törenle mahalle mektebine verilmesinden yanaydı. Ali Rıza Efendi ise yeni yöntemlerle eğitim yapan Şemsi Efendi Okulu’na gitmesini istiyordu. Ali Rıza Efendi, Zübeyde Hanım’ında isteğini dikkate alarak Mustafa’yı ilk önce mahalle mektebine, ardından da Şemsi Efendi Okulu’na gönderdi....</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/ataturk-ogrenim-hayati/">Atatürk Öğrenim Hayatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">Küçük Mustafa’nın öğrenim çağı geldiğinde anne ve babası arasında görüş ayrılığı belirdi. Zübeyde Hanım, oğlunun geleneklere uygun bir törenle mahalle mektebine verilmesinden yanaydı. Ali Rıza Efendi ise yeni yöntemlerle eğitim yapan Şemsi Efendi Okulu’na gitmesini istiyordu.</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">Ali Rıza Efendi, Zübeyde Hanım’ında isteğini dikkate alarak Mustafa’yı ilk önce mahalle mektebine, ardından da Şemsi Efendi Okulu’na gönderdi. Ali Rıza Efendi’nin 1888 yılında hayatını kaybetmesi üzerine, büyük sorunlarla karşı karşıya kalan Zübeyde Hanım, çocuklarını yanına alarak Selanik yakınlarında Langaza’daki Rabla Çiftliğinde çalışan ağabeyinin yanına gitti. Küçük Mustafa böylelikle öğrenimine bir süreliğine ara vermek zorunda kaldı.</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">Ancak Zübeyde Hanım, Mustafa’yı okulsuz bırakmak istemiyordu. Tekrar çocuklarıyla birlikte Selanik’te bulunan kız kardeşinin yanına döndü. Selanik’e dönüp okulunu bitiren Mustafa, Selânik Mülkiye Rüştiyesine kaydoldu.</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">İçindeki asker olma arzusuna karşı koyamayan Mustafa, annesinin askerlik mesleğine sıcak bakmamasına rağmen, gizlice girdiği Askeri Rüştiye sınavlarını kazanarak 1893’te Selanik Askeri Rüştiyesi’ne yazıldı. Bu okulu çok seven Mustafa, yazları dayısı Hüseyin Efendi`nin yanına giderek, okul zamanına kadar çiftlikte kalırdı.</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">Selanik Askeri Rüştiyesi’nde üstün zekası ile dikkati çeken Mustafa’ya bu okuldaki tüm öğretmenleri arkadaş muamelesi yapmaya başlamıştı. Bu okulda matematik öğretmenliği yapan Yüzbaşı Mustafa Efendi, genç öğrencisinin başarılarından dolayı, sınıftaki diğer Mustafa`larla aralarındaki farkı belirtmek üzere öğrencisinin adının sonuna “Kemal” ismini ilâve etti. Böylece “Mustafa Kemal” adını almış oldu.</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">Rüştiye’yi bitirdikten sonra 1895 yılında Manastır Askeri İdadisi’ne girdi Mustafa Kemal’in fikir hayatının oluşmasında ve gelişmesinde Manastır Askeri İdadisi’nde okuduğu dönem oldukça etkili oldu. Burada ilerde ünlü bir hatip olarak tanınacak Ömer Naci ile arkadaşlık yaptı. Ömer Naci, Mustafa Kemal`in hitabet ve edebiyat sevgisinde etkin rol oynadı.</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">Mustafa Kemal, askeri öğreniminin yanı sıra yabancı dil öğrenimini de ihmal etmiyor yazları izinli olarak Selânik`e döndüğü zaman Fransızca dersleri alıyordu.</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">Makedonya’da bulunan Manastır Askeri İdadisi’ni başarı ile bitirdikten sonra 1899’da İstanbul Harp Okulu’nun piyade sınıfına yazıldı. Harp Okulu öğrencisiyken, idarenin siyaset alanındaki yanlışlarını ve aksaklıklarını belirtmek ve eleştirmek maksadıyla kendi el yazısı ile bir gazete çıkardı.</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">1902 yılında Harp Okulu’nu Teğmen rütbesiyle, 1905 yılında da Harp Akademisi’ni Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle bitiren Mustafa Kemal, Kurmay Yüzbaşı olarak ordu saflarına katıldı.</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/ataturk-ogrenim-hayati/">Atatürk Öğrenim Hayatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk Askerlik Yılları</title>
		<link>https://www.gelincanlar.com/ataturk-askerlik-yillari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gelin Canlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 11:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gelincanlar.com.tr/?p=4838</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manastır Askeri İdadisi’ni 1896-1899 yılları arasında bitirdikten sonra, İstanbul’da Harp Okulu’ndan 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu. Daha sonra Harp Akademisine devam eden Mustafa Kemal, 11 Ocak 1905’te yüzbaşı rütbesiyle Akademiyi bitirdi. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu ve Manastır’a 3. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/ataturk-askerlik-yillari/">Atatürk Askerlik Yılları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Manastır Askeri İdadisi’ni 1896-1899 yılları arasında bitirdikten sonra, İstanbul’da Harp Okulu’ndan 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu. Daha sonra Harp Akademisine devam eden Mustafa Kemal, 11 Ocak 1905’te yüzbaşı rütbesiyle Akademiyi bitirdi.</p>
<div align="justify">1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu ve Manastır’a 3. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görevlendirildi.</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">1910 yılında Fransa’ya gönderildi ve Picardiye Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı. İtalyanlara karşı 22 Aralık 1911’de Tobruk Savaşı’nda zafer elde etti.</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">6 Mart 1912 yılında Derne komutanlığı yaptı. Balkan Savaşları’nın başlaması ile birlikte, Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle beraber savaşa katıldı. Mustafa Kemal 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. 1914 yılında yarbay rütbesine yükseldi.</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması ve Osmanlı İmparatorluğu’nun da savaşa girmek zorunda bırakılmasının ardından, Tekirdağ’da 19. Tümeni kurmak üzere görevlendirildi. 18 Mart 1915’te Çanakkale’de Mustafa Kemal önderliğinde “Çanakkale Geçilmez” destanını yazan Türk ordusu, 250.000 den fazla şehit vererek bir ulusun adeta yok edilmesini önlemiştir. 25 Nisan 1915’te Arıburnu’nda, düşman kuvvetlerini Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurmuştur. Bu başarının ardından da Albay rütbesine yükselmiştir.</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">Mustafa Kemal 9-10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferi’ni, 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II. Anafartalar Zaferlerini kazanarak Türk ulusunun bağımsızlık mücadelesinin kazanılmasında askerlerine söylediği şu sözü büyük rol oynamıştır, “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum.” Mustafa Kemal 1916 yılında Edirne ve Diyarbakır’da görev almış ve 1 Nisan 1916’da Tümgeneralliğe yükselmiştir. Ruslarla savaşarak Bitlis ve Muş’un geri alınmasını sağladı. Halep ve Şam’da kısa bir süreliğine görev aldıktan sonra 1917’de İstanbul’a geldi. 15 Ağustos 1918’de 7. Ordu Komutanı olarak Halep’e tekrar döndü. Burada İngilizlere karşı başarılı savunma savaşları yaptı. 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı’na getirildi. 13 Kasım 1918’de İstanbul’da Harbiye Nezareti’nde (Bakanlığında) göreve başladı. İtilaf Devletleri’nin Osmanlı topraklarını işgale başlamaları üzerine, 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsuna çıktı.</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesini yayımlayarak Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz-7 Ağustos 1919’da Erzurum, 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresini yaparak kurtuluş mücadelesinde izlenecek yolu belirledi. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılması ile beraber Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda çok büyük bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığı’na Mustafa Kemal seçildi. İlk önceleri Kuva-i Milliye adlı milis kuvvetler ile yürütülen bağımsızlık mücadelesine düzenli ordu kurularak devam edildi. 20 Eylül 1920’de Sarıkamış’ta, 30 Ekim 1920’de Kars’ta, 7 Kasım 1920’de Gümrü’de, 1919-1921 tarihleri arasında Çukurova, Maraş, Antep, Urfa savunmalarında başarılar elde edilmiş; 23 Ağustos-13 Eylül 1921’de Sakarya Zaferi, 6-10 Ocak 1921’de I. İnönü, 23 Mart-1 Nisan 1921’de II. İnönü Zaferi kazanılmıştır. 26 Ağustos-9 Eylül 1922 tarihleri arasında da Büyük Taarruz, Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve Büyük Zafer kazanılmıştır. Sakarya Zaferi sonrası Mustafa Kemal’e TBMM’nce Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı verildi. Türk Kurtuluş Savaşı 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile son buldu ve yeni Türk Devletinin kurulması çalışmalarına başlandı.</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/ataturk-askerlik-yillari/">Atatürk Askerlik Yılları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk İlkeleri</title>
		<link>https://www.gelincanlar.com/ataturk-ilkeleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gelin Canlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 10:58:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gelincanlar.com.tr/?p=4835</guid>

					<description><![CDATA[<p>CUMHURİYETÇİLİK Kemalist devrimler siyasi bir devrim niteliğindedir ve çok uluslu bir imparatorluktan Türkiye ulus devletine geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece Modern Türkiye&#8217;nin ulusal kimliği kazandırılmıştır. Kemalizm Türkiye için yalnızca Cumhuriyet rejimini tanımaktadır. Kemalizm insanların arzularını yerine getirebilecek yegane rejimin cumhuriyet rejimi olduğuna inanmaktadır. HALKÇILIK Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Kemalist Devrim ayrıca bir sosyal devrim...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/ataturk-ilkeleri/">Atatürk İlkeleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CUMHURİYETÇİLİK</strong><br />
Kemalist devrimler siyasi bir devrim niteliğindedir ve çok uluslu bir imparatorluktan Türkiye ulus devletine geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece Modern Türkiye&#8217;nin ulusal kimliği kazandırılmıştır. Kemalizm Türkiye için yalnızca Cumhuriyet rejimini tanımaktadır. Kemalizm insanların arzularını yerine getirebilecek yegane rejimin cumhuriyet rejimi olduğuna inanmaktadır.</p>
<p><strong>HALKÇILIK</strong><br />
Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Kemalist Devrim ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşımaktaydı. Bu devrim seçkin bir grup tarafından genel olarak halka yönelik bir biçimde gerçekleştirilmişti. Kemalist Devrimler, özellikle İsviçre Medeni Kanunu olmak üzere batı kanunlarının Türkiye&#8217; de uygulamaya konmasıyla birlikte kadınların statüsüne kökten değişiklikler getirmiştir. Üstelik, 1934 yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme hakkını almışlardır. Atatürk çeşitli ortamlarda Türkiye&#8217;nin gerçek Yöneticilerinin köylüler olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan çok bir hedef niteliğindeydi.Gerçekte, halkçılık ilkesi için yapılan resmi açıklamada Kemalizmin sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf farklılıklarına karşı olduğu ifade edilmekte ve hiçbir bireyin, ailenin, sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul etmiyordu. Kemalist ideoloji, aslında, Türk vatandaşlığı olarak ifade edilen bir fikre dayanmaktaydı. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri, onların daha fazla çalışmaları için gerekli psikolojik teşviki sağlayacak, birlik fikri ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olacaktı.</p>
<p><strong>LAİKLİK</strong><br />
Kemalist laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına gelmiyor, ayrıca dinin eğitim, kültürel ve yasal konulardan da ayrılması anlamını taşıyordu. Laiklik, düşünce özgürlüğü ve kuruluşların dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız olmaları anlamına geliyordu. Böylece, Kemalist devrim ayrıca laik bir devrim idi. Kemalist devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğer birçoğu ise laikliğe ulaşılmış olması nedeniyle gerçekleştirilebilmiştir. Kemalist laiklik ilkesi Tanrı karşıtı bir ilke değildi. Bu akılcı ve dini siyasettir dışında tutan bir ilke idi. Bu Kemalist ilke aydınlanmış İslam&#8217;a değil, çağdaşlığa karşı olan Müslümanlığa karşısındaydı.</p>
<p><strong>DEVRİMCİLİK</strong><br />
Atatürk&#8217;ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de reformculuk veya devrimcilikti. Bu ilkenin anlamı Türkiye&#8217;nin devrimler yaptığı ve geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlar ile değiştirmiş olduğu idi. Geleneksel kavramların iptal edildiği ve modern kavramların benimsendiği anlamına geliyordu. Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınmalarının çok ötesine geçti.</p>
<p><strong>MİLLİYETÇİLİK</strong><br />
Kemalist devrim ayrıca milliyetçi bir devrim idi. Kemalist milliyetçilik ırkçı bir yapıda değildi. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesi idi. Bu milliyetçilik, tüm diğer milletlerin bağımsızlık haklarına saygılı idi. Yine bu milliyetçilik, sosyal içerikli bir milliyetçilikti. Yalnızca anti &#8211; emperyalist değil, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine karşı olan bir milliyetçilikti. Kemalist milliyetçilik, Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.</p>
<p><strong>DEVLETÇİLİK</strong><br />
Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye&#8217;nin bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesinin de devletin ülkenin genel ekonomik faaliyetlerini düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği alanlara veya özel sektörün yetersiz kaldığı alanlara veya ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara yine devletin girmesi gerektiği anlamında yorumlanmaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/ataturk-ilkeleri/">Atatürk İlkeleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnkılapları</title>
		<link>https://www.gelincanlar.com/inkilaplari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gelin Canlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 10:56:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gelincanlar.com.tr/?p=4832</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yapmış olduğu inkılaplar yurdumuzun kalkınması milletimizin refah düzeyinin yükselmesi ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin her açıdan diğer gelişmiş ülkelerle yarışabilecek düzeye gelmesinde en büyük atılımlar olarak değerlendirilmelidir.Gerçekleştirdiği inkılaplar; siyasal alanda, hukuk alanında, eğitim ve kültür alanında, ekonomik alanda ve toplumsal alanda yapılan değişiklikler olarak bazı ana başlıklar altında toplayabiliriz; SİYASAL ALANDA Saltanatın...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/inkilaplari/">İnkılapları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yapmış olduğu inkılaplar yurdumuzun kalkınması milletimizin refah düzeyinin yükselmesi ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin her açıdan diğer gelişmiş ülkelerle yarışabilecek düzeye gelmesinde en büyük atılımlar olarak değerlendirilmelidir.Gerçekleştirdiği inkılaplar; siyasal alanda, hukuk alanında, eğitim ve kültür alanında, ekonomik alanda ve toplumsal alanda yapılan değişiklikler olarak bazı ana başlıklar altında toplayabiliriz;</div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><strong>SİYASAL ALANDA </strong></div>
<div align="justify">
Saltanatın Kaldırılması</div>
<div align="justify"> Cumhuriyet’in İlanı</div>
<div align="justify"> Halifeliğin Kaldırılması</div>
<div align="justify">
<strong>HUKUKSAL ALANDA   </strong></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"> Teşkilatı Esasiye Kanunu (1921)</div>
<div align="justify"> 1924 Anayasası<br />
Şeriyye Mahkemelerinin Kapatılması (1924)<br />
Medeni Kanunun Kabulü (1926)<br />
Türk Ceza Kanunu (1926)<br />
Mecellenin Kaldırılması (1924-1937)</p>
<p><strong> EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA </strong></div>
<div align="justify">
Millet Mekteplerinin Açılması (1920)<br />
Öğretimin Birleştirilmesi (1924)<br />
Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (1926)<br />
Medreselerin Kapatılması (1926)<br />
Güzel Sanatlarda Yapılan Yenilikler (1928)<br />
Harf Devrimi (1928)<br />
Türk Dil ve Tarih Kurumlarının Kurulması (1931)<br />
Üniversite Reformu (1933)</p>
<p><strong>EKONOMİK ANLAMDA </strong></div>
<div align="justify">
İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat 1923)<br />
Aşar(Öşür) Vergisinin Kaldırılması (17 Şubat 1925)<br />
Çiftçinin Özendirilmesi(1925)<br />
Örnek Çiftliklerin Kurulması (1925)<br />
Tarım Kredi Kooperatifleri`nin Kurulması (1925)<br />
Kabotaj Kanunu (1 Temmuz 1926)<br />
Sanayi Teşvik Kanunu (28 Mayıs 1927)<br />
1-I. ve II. Kalkınma Planları (1933, 1937)<br />
2-Yüksek Ziraat Enstitüsü’nün Kurulması (1935)<br />
3-Ticaret ve Sanayi Odalarının Kurulması (1935)<br />
Sağlık Hizmetleri Alanında Yapılan reformlar</p>
<p><strong>TOPLUMDA ALANDA </strong></div>
<div align="justify">
Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması (30 Kasım1925)<br />
Kılık ve Kıyafette Değişiklik (1925-1934)<br />
Takvim, Saat ve Ölçülerde Yapılan Değişiklikler (1925-1935)<br />
Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)<br />
Türk Kadınının Medeni ve Siyasi Haklarına kavuşması (1926-1934)<br />
Şapka kanunu (25 Kasım 1925)</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/inkilaplari/">İnkılapları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün yaptığı kongreler ve genelgeler</title>
		<link>https://www.gelincanlar.com/ataturkun-yaptigi-kongreler-ve-genelgeler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gelin Canlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 10:52:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gelincanlar.com.tr/?p=4829</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Havza Genelgesi &#8211; 28 Mayıs 1919 -Amasya Genelgesi &#8211; 22 Haziran 1919 -Balıkesir Kongresi &#8211; 26 Temmuz 1919 -Erzurum Kongresi &#8211; 23 Temmuz 1919 -Alaşehir Kongresi &#8211; 16 Ağustos 1919 -Sivas Kongresi &#8211; 4 Eylül 1919 -Amasya Görüşmeleri &#8211; 20 Ekim 1919</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/ataturkun-yaptigi-kongreler-ve-genelgeler/">Atatürk&#8217;ün yaptığı kongreler ve genelgeler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>-Havza Genelgesi &#8211; 28 Mayıs 1919<br />
-Amasya Genelgesi &#8211; 22 Haziran 1919<br />
-Balıkesir Kongresi &#8211; 26 Temmuz 1919<br />
-Erzurum Kongresi &#8211; 23 Temmuz 1919<br />
-Alaşehir Kongresi &#8211; 16 Ağustos 1919<br />
-Sivas Kongresi &#8211; 4 Eylül 1919<br />
-Amasya Görüşmeleri &#8211; 20 Ekim 1919</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/ataturkun-yaptigi-kongreler-ve-genelgeler/">Atatürk&#8217;ün yaptığı kongreler ve genelgeler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün Katıldığı Savaşlar</title>
		<link>https://www.gelincanlar.com/mustafa-kemal-ataturkun-katildigi-savaslar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gelin Canlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 10:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gelincanlar.com.tr/?p=4826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk, askeri kökenli olup hayatı boyunca birçok savaşta bizzat bulunmuş ve komutanlık etmiştir. Bu savaşları şu şekilde sıralayabilriz: 31 Mart Vakası 13 Nisan 1909 Arnavutluk İsyanı 15 Ocak 1911 Trablusgarp Savaşı 29 Eylül 1911 İkinci Balkan Savaşı 1912- 1913 Çanakkale Savaşı 18 Mart 1915 Doğu (Kafkas) Cephesi 1916-1917 Suriye-Filistin...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/mustafa-kemal-ataturkun-katildigi-savaslar/">Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün Katıldığı Savaşlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="makale">
<p>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk, askeri kökenli olup hayatı boyunca birçok savaşta bizzat bulunmuş ve komutanlık etmiştir. Bu savaşları şu şekilde sıralayabilriz:</p>
<ul>
<li>31 Mart Vakası 13 Nisan 1909</li>
<li>Arnavutluk İsyanı 15 Ocak 1911</li>
<li>Trablusgarp Savaşı 29 Eylül 1911</li>
<li>İkinci Balkan Savaşı 1912- 1913</li>
<li>Çanakkale Savaşı 18 Mart 1915</li>
<li>Doğu (Kafkas) Cephesi 1916-1917</li>
<li>Suriye-Filistin Cephesi 1917-1918</li>
<li>Kurtuluş Savaşı 1919 &#8211; 1923</li>
<li>Sakarya Savaşı 20 Ekim 1921</li>
<li>Büyük Taarruz 4 Mart 1922</li>
</ul>
<h4><strong>31 Mart Vakası (13 Nisan 1909)</strong></h4>
<p>İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’da oluşan yönetime karşı oluşturulmuş çok büyük çapta bir ayaklanmadır. Toplamda 13 gün sürmüştür. En başta askeri bir yapı ile başlayan ayaklanma daha sonra dini kesimlerinden araya girmesi ile dini bir boyut kazanmıştır. İstanbul’da hükümetin istifa etmesini sağlayan isyan ile isyancı askerler 7 gün boyunca İstanbul’u kuşatmışlardır. Bu askerlerin hangi amaç ile isyan ettikleri ve bu isyanın planlı ya da bilinçli bir isyan olup olmadığı hala bilinmemektedir.</p>
<p>31 Mart faciasının birebir içerisinde bulunan ve olayları gözlemleyen Atatürk, Orgeneral İzzettin Çalışlar ile isyan eden askerlere karşı savaşmışlardır. Atatürk’ün oluşturmuş olduğu Hareket Ordusu’nun başarısı ve 31 Mart Vakasında yaşananlar daha sonra Atatürk’ün dilinden Ulusal Gazetesinden yayımlanmıştır.</p>
<h4><strong>Arnavutluk İsyanı (15 Ocak 1911)</strong></h4>
<p>Bu isyanı bastırmak üzere görevlendirilen o dönemde Harbiye Nazırı olan Mahmut Şevket olmuştur. Mahmut Şevket komutasındaki isyanı durdurmak için görevlendirilen kuvvet içerisinde Mustafa Kemal Atatürk de bizzat bulunmuştur. Mahmut Şevket ve Atatürk’ün de dahil olduğu ordu isyanı bir ay içerisinde bastırmıştır.</p>
<h4><strong>Trablusgarp Savaşı (29 Eylül 1911)</strong></h4>
<p>1911-1921 Türk-İtalyan Savaşı olarak da geçen savaş Osmanlı İmparatorluğu ile İtalya arasında geçmiştir. Bu savaş genel olarak Adriyatik Denizi, Ege Adaları, Çanakkale boğazı ve Kızıldeniz üzerinde gerçekleşmiştir. Birinci Balkan Savaşı’nın da aynı zamanda başlaması üzerine sahip olduğu askeri gücü birçok savaş arasında paylaştırması sonucu başarısızlığa uğrayan Osmanlı İtalya’ya karşı yenilmiş ve bu yenilgi sonucu Trablusgarp, Fizan ve Sirenayka bölgelerini kaybetmiştir. Daha sonra ise bu bölgelerin birleşmesi ile Libya Devleti kurulmuştur. Savaş sırasında her ne kadar İtalyan Güçleri Rodos ve Oniki Ada’yı kuşatmış olsalar da savaş sonrası imzalanan Uşi antlaşması ile Oniki Ada yeniden Osmanlı’ya verilmiştir.</p>
<p>Trablusgarp Savaşı sırasında Mustafa Kemal Atatürk binbaşı rütbesi ile Tobruk Muharebesini yöneterek askeri alandaki başarısını göstermiştir. 8 Ekim tarihinde başlayan Balkan Savaşları nedeni ile Osmanlı İtalya ile anlaşmaya razı olmuş ve savaştan çekilmiştir. Savaş sonucu İtalya’nın şartları kabul edildi ve 15 Ekim 1912’de İsviçre’nin Ouchy (Uşi) kentinde antlaşma imzalandı.</p>
<h4><strong>İkinci Balkan Savaşı (1912- 1913)</strong></h4>
<p>Balkan Savaşları sırasında dört ülkeye karşı birden savaşan Osmanlı Devleti, Balkan Savaşları’nı kaybetmiştir. Bu savaş sonrası Londra Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre, Osmanlı Devleti Balkan ve Trakya topraklarını kaybetmiştir.  İkinci Balkan Savaşı’da Balkan Devletleri’nin kazandıkları toprakları kendi aralarında paylaşamamaları sonucu çıkmıştır.  Bu sırada Trablusgarp’ta ordu komutasında görev yapan Mustafa Kemal Atatürk ise bu savaşın sonra ermesi ile İstanbul’a dönmüş ve İkinci Balkan Savaşı’nın patlak vermesi ile Gelibolu’da yeniden görevlendirilmiştir.</p>
<p>İkinci Balkan Savaşı sırasında Trakya’da gösterdiği başarısından dolayı Mustafa Kemal Atatürk Sofya ateşeliğine atanmıştır. Osmanlı Devleti’nin Birinci Balkan Savaşı ile Gelibolu ve Trakya’da kaybettiği toprakların bir kısmını İkinci Balkan Savaşı ile geri kazanmasında Mustafa Kemal’in askeri başarısı yine etkili olmuştur.</p>
<h4><strong>Çanakkale Savaşı (18 Mart 1915)</strong></h4>
<p>Birinci Dünya Savaşı esnasında Osmanlı Devleti’nin savaştığı en güçlü cephelerden bir tanesi Çanakkale Cephesi olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nın en kanlı cephelerinden birisi olan Çanakkale Cephesi’nde Rusya’ya yardım etmek isteyen İngiltere ve Fransa ile savaşılmıştır. Fransa ve İngiltere’nin Rusya’ya yardım etmek istemesinin altında yatan neden ise Rusya’nın zayıflayan ekonomisini güçlendirerek Rusya’nın Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmasını sağlayabilmekti. Bu amaçlar ile Fransa ve İngiltere Çanakkale Cephesi’ne bir saldırı düzenlediler.</p>
<p>İlk olarak deniz savaşları ile başlayan Çanakkale Savaşı  İngiliz ve Fransız’ların Çanakkale Boğazı’ndan geçiş sırasında ağır kayıplar vermesi ile ilerledi. Denizde ağır kayıplar veren bu devletler Gelibolu’ya asker çıkararak Osmanlı Devleti’ne karadan saldırmayı planlamışlarsa da Gelibolu’da Mustafa Kemal Atatürk’ün komutasındaki Türk ordusu, bu saldırıyı yine denizde olduğu gibi başarılı bir şekilde önlemeyi başarmıştır. Gelibolu Yarımadası’nda Mustafa Kemal Atatürk’ün düşman askerlerine karşı gösterdiği başarısı onun albaylık rütbesine yükselmesini sağlamıştır. Bu savaşlar sırasında yaklaşık olarak 253.000 subay, er ve erbaş şehit olmuştur. Düşman orduları Fransız ve İtalyanlar ise yine aynı şekilde Türkler kadar çok kayıplar vermişler ve 1915 senesin 20 Aralık tarihinde Anafartalar ve Arıburnu’ndan kesin olarak çekilmişlerdir.</p>
<h4><strong>Doğu (Kafkas) Cephesi (1916-1917)</strong></h4>
<p><u>Mustafa Kemal Atatürk</u> 11 Mart 1916 tarihinde Kolordu Komutanı olarak Diyarbakır, Muş ve Bitlis cephesinde Ruslara ve Ruslar ile birleşen Ermenilere karşı savaşmıştır. 8 Ağustos 1916 tarihinde Bitlis’de ve 14 Mayıs 1917 tarihinde Muş cephesinde düşmana karşı zafer elde edilmiş ve bu bölgeler düşman işgalinden kurtulmuştur. 1 Nisan 1916 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’e Doğu (Kafkas) Cephesi olarak da bilinen Diyarbakır, Muş ve Bitlis cephelerinde göstermiş olduğu başarısından dolayı Tuğgenerallık Rütbesi verilmiştir. Bu cephede gösterilen başarı sonrası Rus birlikleri geri çekilmiştir.</p>
<h4><strong>Suriye-Filistin Cephesi (1917-1918)</strong></h4>
<p>1914 senesinde Süveyş Kanalı’na tamamen sahip olan İngilizler 1917 senesinde de Gazze’ye saldırmışlardır. Burada geçen savaşlar Birinci ve İkinci Gazze Savaşları olarak geçmektedir. Türklerin göstermiş olduğu başarısı sonrası İngilizler Gazze’de bir yenilgi elde etmişlerdir. Bu yenilgi sonrası takviye güçleri ile askeri gücünü kuvvetlendiren İngilizler, Filistin Cephesi’ne yoğun baskılar yapmışlardır. Bu süre içerisinde 7. Ordu Komutanlığı’na atanmış olan Mustafa Kemal Atatürk Yıldırım Ordular Komutanı General Falkenhayn ile yaşadığı anlaşmazlık üzerine bu görevinden istifa etmiştir.</p>
<p>24 Ekim 1917 tarihinde İngilizler 138.000 asker ile taarruza geçmişler ve Birusseba-Gazze savaşını kazanmışlardır. 1918 senesinde Mustafa Kemal Atatürk istifa ettiği 7. Ordu Komutanlığı’na yeniden dönerek İngilizlere karşı orduyu komuta etmiştir. Asker sayısını 460.000 e çıkaran İngilizler ise Filistin’i ele geçirmeyi başarmışlardır.</p>
<p>Bu cephede Mustafa Kemal Atatürk, hem İngilizlere hem de Arap silahlı çetelerine karşı savaşmıştır. Sonunda İngilizleri durdurmayı başarmış ve 31 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi sonrası Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı’na atanmıştır.</p>
<h4><strong>Kurtuluş Savaşı (1919 &#8211; 1923)</strong></h4>
<p>Türk ordusunun büyük bir azimle savaştığı bir cephe olan Kurtuluş Savaşı Cephesi 31 Mart 1921 senesine kadar sürmüş ve çok kanlı geçmiştir. Mustafa Kemal Bu savaş sonrası `milletin makus talihini yenen bir savaş olmuştur` şeklinde bir ifade ile bu savaşın önemini anlatmıştır.</p>
<h4><strong>Sakarya Savaşı (20 Ekim 1921)</strong></h4>
<p>Mustafa Kemal Atatürk Yunanlara karşı savaşılan bu cepheye 18 Temmuz 1921 tarihinde bizzat gelerek gözlemlemiştir. Ordunun yeniden güçlendirilebilmesi için Sakarya’ya kadar çekilmesini söyleyen Atatürk Yunan ordularına karşı bir şans elde etmiştir. Bu cephede savaşırken Başkomutan unvanı alan Atatürk, 12 Ağustos 1921 günü bu unvanı ile ordunun başına geçmiştir.</p>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/mustafa-kemal-ataturkun-katildigi-savaslar/">Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün Katıldığı Savaşlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eserleri</title>
		<link>https://www.gelincanlar.com/eserleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gelin Canlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 10:44:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gelincanlar.com.tr/?p=4823</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamı boyunca kaleme almış olduğu eserlerinin toplamı 14’tür. Atatürk bu eserlerinde Siyasal yaşama, sosyal ve kültürel hayata ve askerliğe yönelik bir çok konulara değinerek aslında başarı için izlenmesi gereken yolları anlatmış bulunmaktadır. Atatürk’ün en büyük eseri denince akla elbetteki ilk olarak kurduğu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti gelmektedir. Ancak...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/eserleri/">Eserleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamı boyunca kaleme almış olduğu eserlerinin toplamı 14’tür. Atatürk bu eserlerinde Siyasal yaşama, sosyal ve kültürel hayata ve askerliğe yönelik bir çok konulara değinerek aslında başarı için izlenmesi gereken yolları anlatmış bulunmaktadır. Atatürk’ün en büyük eseri denince akla elbetteki ilk olarak kurduğu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti gelmektedir. Ancak bunun yanında yukarda da bahsettiğimiz gibi bir çok alanda tavsiye ve fikirleri ile yine en büyük yol göstericimiz olmaktadır.</p>
<p>Büyük önder Atatürk’ün yazmış olduğu bu eserleri başlıkları ile hatırlayacak olursak: “Nutuk (Büyük Söylev), Atatürk’ten Mektuplar, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk’ün Hatıra Defteri, Arıburnu Muharebeleri Raporu, Karlsbad Hatıraları, Geometri, Medeni Bilgiler, Bölüğün Muharebe Eğitimi, Takımın Muharebe Eğitimi, Taktik Tatbikat Gezisi, Taktik Meselelerin Çözümü ve Emirlerin Yazılmasına İlişkin Öğütler, Cumalı Ordugahı, Zabit ve Kumandan İle Hasbihal”dir.</p>
<p>Büyük Söylev (Nutuk); Cumhuriyet’i pekiştiren, tarihi yorumlayan, “GENÇLİĞE ARMAĞAN” ile biten, kendi gerçekleştirdiği Devrimleri yorumlayan ve tarihe mal olmuş, tarihe ışık tutan bir belge niteliği taşımaktadır.</p>
<p>Atatürk’ten Mektuplar; Atatürk ile Afet İnan arasında 1935 ile 1938 yılları arasında yazılmış mektupları kapsamaktadır. Bu mektuplarda Atatürk en çok Hatay Meselesinden bahsetmektedir. Atatürk’ün son zamanlarında başbakan ve bakanlar ile yaptığı görüşmelerde Ekonomik kalkınma üzerine yapmış olduğu konuşmalar ile Türk Tarih Kurumu’nun çalışmaları ile ilgilendiği bilgilerine ulaşmaktayız.</p>
<p>Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri; Atatürk’ün Cumhuriyet Halk Partisi Platformlarında, mecliste, yurt genelinde yapmış olduğu gezilerde, gazeteciler ile bazı kişilere vermiş olduğu demeçler ile tüm konuşmaları kapsamaktadır. Toplam 5 cilttir.</p>
<p>Atatürk’ün Sosyal Ve Kültürel Alana Yönelik Eserleri;<br />
Atatürk’ün Hatıra Defteri; Atatürk, 1. Dünya Savaşı’nda Bitlis, Diyarbakır, Gelibolu ve Suriye cephelerinde bulunduğu esnada aynı zamanda yöre halkını da tanıma fırsatı bulması ile beraber, bu cephelerde savaşmak için gelen askerlerimiz hakkında da bilgi sahibi olmuştur. Askerlerimizin savaş meydanlarındaki kahramanlıklarına ve fedakarlıklarına şahit olmuştur. Bu bilgileri küçük bir hatıra defterine yazan Atatürk, bu defteri yaveri Şükrü Tezer’e vermiştir. Daha sonra bu bilgiler Şükrü Tezer tarafından savaşa ait hatıra ve yazıları ile beraber yayımlanmıştır. Oldukça ilginç hatıralarla doludur.</p>
<p>Arıburnu Muharebeleri Raporu; Harp Tarihi Dairesi’nin isteği üzerine Atatürk tarafından yazılmıştır. Atatürk o yıllarda 1. Dünya Savaşı’nda 2. Ordu Komutanlığı görevini yürütmektedir. Arıburnu Muharebeleri hakkında yazıları kapsar.</p>
<p>Karlsbad Hatıraları; Atatürk’ün siyasi, askeri ve sosyal meseleler üzerinde fikirlerini beyan ettiği ve okumuş olduğu kitaplardan yapmış olduğu aktarmaları kapsamaktadır.  Mustafa Kemal’in Karlsbad’da “Geçen Günlerim” başlığı altında altı deftere yazdığı hatıralardır.</p>
<p>Geometri; 44 sayfalık küçük bir kitaptır. Bu kitap 1936-1937 yılları arasında Dolmabahçe Sarayı’nda kendi el yazısı ile yazmış olduğu bir kitaptır. 3. Türk Kurultayı’ndan hemen sonra yazılan bu kitapta, yüzey, düzey, uzay, boyut, çap, yay, kesit, çember, teğet, taban, açı, açıortay, yatay, düşey, dikey, dörtgen, üçgen, eşkenar, ikizkenar, artı, eksi, yamuk, bölü, eşit, çarpı, toplam, oran, orantı, türev, alan, gerekçe, varsayım gibi terimler Atatürk tarafından türetilmiştir.</p>
<p>Medeni Bilgiler; Vatandaşların devlet ile olan ilişkileri ile hakları hakkında yazılmış olan ve Afet İnan tarafından aktarılan “Medeni Bilgiler” kitabında toplanmıştır. Bu kitapta millet, hakimiyet, devlet, hürriyet, ferdi haklar, ferdi hürriyetler ile hak ve görevlerden sıklıkla bahsedilmekte ve bu kavramlar üzerinde sıklıkla durulmaktadır. Afet İnan bu kitapta Atatürk”ün çalışmaları ve fikirlerini yayınlarken O’nun el yazılarını da birer belge olarak koymak istediğini belirtmektedir.</p>
<p><strong> Atatürk’ün Askerliğe Yönelik Eserleri;</strong></p>
<p>Bölüğn Muharebe Eğitimi; Mustafa Kemal’in tercüme ettiği küçük birlik komutanlarının sevk ve idare bilgilerinin arttırılmasının amaçlandığı bu bilgiler “Meskun yerlerde muharebe” “Savunma” ve “Taarruz” konularını kapsamaktadır.</p>
<p>Takımın Muharebe Eğitimi; General Lıtzmann’ın ‘Sefer Memevcudunda takım, bölük ve taburun muharebe talimleri’ adlı eserin ilk bölümlerini oluşturmakta olup, Selanik’te 3. Ordu Karargahında görevli olan Kurmay Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal tarafından tercüme edilmiştir. Kitabın içeriği, değişik hava şartlarında basit bir mesele içinde muharabe yöntemlerinin uygulanması ile avcı hattı teşkili ve avcı hattının ateş muharebesi ile ilgili konuları oluşturmaktadır.</p>
<p>Taktik Tatbikat Gezisi;  Mustafa Kemal bu eserini 1911 yılında 5. Kolordu Harekat Şube Müdürü iken yazmıştır. Subayların arazide yetiştirilmesini hedefleyen tatbikatların önemini vurgulayan bu eserde, Kırmızı ve Mavi rollerdeki muharebe birliklerinin Selanik &#8211; Kılkış arasında yapmış oldukları savunma ve taarruz uygulamalarının değerlendirmesini yapmıştır.</p>
<p>Taktik Meselelerin Çözümü Ve Emirlerin Yazılmasına İlişkin Öğütler; Atatürk Çanakkale Muharebelerinden elde ettiği başarıları ve tecrübelerini, ‘Taktik Meselelerin Çözümü’ ve ‘Emirlerin Yazılması’ ile ilgili hususları yedi sayfalık bu eserinde toplamıştır. 1915 yılında yazdığı bu eserinin, 16. Kolordu Komutanı olarak bütün subaylarca okunmasını emretmiştir.</p>
<p>Cumalı Ordugahı; Mustafa Kemal, Cumali Ordugahı’nda 3. Süvari Tümeni’nin manevralarına katılarak “Cumali Ordugahı” adlı eserini yazmıştır. Mustafa Kemal, tatbikat ve manevralardan sadece katılanların yararlanmasının yeterli olamayacağı kanaatindeydi. İşte bu yüzden 10 gün süren bu tatbikatta tuttuğu notları bu eserinde ayrıntılı olarak ele almıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zabit Ve Kumandan İle Hasbıhal; Mustafa Kemal, Sofya’da Ataşe militer iken 1914 Mayıs ayında bu eserini yazmıştır. Mustafa Kemal bu kitabında, Nuri Conker ile takip ettikleri manevralardaki kumandan ve zabitlerin durumlarını ve bilgisizliklerini acıklı bir surette tasvir etmiştir. Atatürk’ün en çok üzerinde durduğu bölüm ise “İnisiyatif” başlığı altındaki yazılardır. İnisiyatif kelimesini “kendiliğinden hareket ve iş görme” olarak tarif etmiş ve anlatmıştır. Bu kitap o tarihlerde Mustafa Kemal’in düşünce yapısını en iyi şekilde ortaya koyan bir eseridir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/eserleri/">Eserleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençiğe Hitabe</title>
		<link>https://www.gelincanlar.com/gencige-hitabe/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gelin Canlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 10:44:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gelincanlar.com.tr/?p=4820</guid>

					<description><![CDATA[<p>ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza   ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/gencige-hitabe/">Gençiğe Hitabe</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><strong>ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ</strong></div>
<div></div>
<div>Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza   ve müdafaa etmektir.</div>
<div></div>
<div>Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.</div>
<div></div>
<div>Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur!</div>
<div></div>
<div>20 Ekim 1927</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/gencige-hitabe/">Gençiğe Hitabe</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10&#8217;cu Yıl Nutku</title>
		<link>https://www.gelincanlar.com/10cu-yil-nutku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gelin Canlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 10:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gelincanlar.com.tr/?p=4817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Milleti! Kurtuluş savaşına başladığımızın 15’inci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun! Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim. Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, Temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/10cu-yil-nutku/">10&#8217;cu Yıl Nutku</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Milleti!</p>
<p>Kurtuluş savaşına başladığımızın 15’inci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.<br />
Kutlu olsun!<br />
Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.</p>
<p>Yurttaşlarım!<br />
Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, Temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkarane yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız. Bunun için, bizce zaman ölçüsü geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir.</p>
<p>Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür. Türk milletine çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün beşeriyete hakiki huzurun temini yolunda, kendine düşen medeni vazifeyi yapmakta, muvaffak kılacaktır.</p>
<p>Büyük Türk Milleti,<br />
On beş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vaat eden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım. Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, milli ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu, bütün medeni alem, az zamanda bir kere daha tanıyacaktır. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafıyla, atinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.</p>
<p>Türk Milleti!<br />
Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.<br />
Ne mutlu Türküm diyene!<br />
Ankara, 29 Ekim 1933</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/10cu-yil-nutku/">10&#8217;cu Yıl Nutku</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Ölümü</title>
		<link>https://www.gelincanlar.com/ataturkun-olumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gelin Canlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 10:39:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gelincanlar.com.tr/?p=4812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atatürk&#8217;ün sağlığının bozulmasına ve ölümüne neden olan hastalık konusunda çeşitli iddialar vardır. Bir karaciğer rahatsızlığına dair hemen herkes hemfikirdir. Ancak hastalığın adı konusundaki tartışmalar günümüzde bile devam etmektedir.Ata’nın sağlığı 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı. 1938 başlarında ve halsizlik hissetmeye başladı. Vücudunun çeşitli yerlerinde kaşıntılar meydana geliyor ve burun kanamaları güçlükle önleniyordu. Atatürk&#8217;ün sağlık durumunun ciddiyet...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/ataturkun-olumu/">Atatürk&#8217;ün Ölümü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk&#8217;ün sağlığının bozulmasına ve ölümüne neden olan hastalık konusunda çeşitli iddialar vardır. Bir karaciğer rahatsızlığına dair hemen herkes hemfikirdir. Ancak hastalığın adı konusundaki tartışmalar günümüzde bile devam etmektedir.Ata’nın sağlığı 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı. 1938 başlarında ve halsizlik hissetmeye başladı. Vücudunun çeşitli yerlerinde kaşıntılar meydana geliyor ve burun kanamaları güçlükle önleniyordu.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün sağlık durumunun ciddiyet göstermesi hükümeti de telaşlandırdı. Başbakan Celal Bayar ,Avrupa&#8217;dan iki hekim getirilmesini önerse de Atatürk o günlerdeki Hatay sorunu yüzünden hastalığının dışarıda duyulmasının iyi olmayacağını düşündüğünü belirtti ve bunu reddetti. Türk doktorların kapsamlı bir muayene yapmasını kabul etti. 6 Mart 1938 günü beş doktor Çankaya Köşkünde Atatürk&#8217;e bir konsültasyon yaptılar ve siroz hastalığı teşhisini yenilediler. Atatürk&#8217;ün kesinlikle yoğun çalışma temposunu biraz düşürmesini istediler. Atatürk bu önerilere olumlu yanıt verdi.</p>
<p>Bu muayeneden bir süre sonra Başbakan Celâl Bayar&#8217;ın tavsiyesi üzerine Paris Tıp Fakültesi&#8217;nden Prof. Dr. Noel Fissenger Ankara&#8217;ya davet edildi. Fransız doktor Atatürk&#8217;ü muayene etti ve diğer doktorların teşhis ve tavsiyeleriyle örtüşen bir tanı-tedavi ortaya koydu. Fransız doktorun sözleri ve tavsiyeleri ve tavırları Atatürk&#8217;ü oldukça memnun eder cinstendi. İlk teşhisten sonra Fissinger Atatürk&#8217;e &#8220;Efendim, büyük savaşlar kazanmış olabilirsiniz ancak bu olayda vaka sizsiniz ve bende sizin komutanınızım, lütfen bu hususu unutmayınız&#8221; telkininde bulunmuş ve Atatürk&#8217;de gerçekten doktorun tavsiyelerini ciddi şekilde uygulamıştır.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün rahatsızlığı ve özellikle Avrupa’dan doktor getirtilmesi, dünyada geniş bir yankı buldu. Atatürk&#8217;ün ölmek üzere olduğu ve siyasi mirasını kime bırakacağı yönündeki haberler üzerine Atatürk tüm dünyaya sağlıklı olduğunu göstermek istercesine 19 Mayıs 1938 günü Ankara Stadyumu&#8217;nda halkın karşısına çıktı. O gün son defa Ankaralıların karşısındaydı. Kutlamalar çok parlak geçti hatta o günün anısına Ankara Stadyumu&#8217;nun adı 19 Mayıs olarak değiştirildi.</p>
<p>Atatürk aynı gün törenden sonra Mersin’e hareket etti. Daha sonra Adana’ya geçti. Askeri geçit törenleri yaptırdı ve ordunun başında olduğunu herkese gösterdi. Yaptıkları işe yaramıştı, dış basında hastalık, hatta &#8220;ölüyor&#8221; tarzı haberler kesildi. Fransızlar Hatay konusunda tüm şartları kabul ettiklerini bildirdiler. Ancak bu seyahat Atatürk&#8217;ün hastalığını iyiden iyiye arttırmıştı. Atatürk 26 Mayıs 1938 günü son defa Ankara&#8217;dan ayrıldı, İstanbul&#8217;a hareket etti.<br />
Atatürk, İstanbul&#8217;da 1 Haziran 1938&#8217;den 25 Temmuz 1938&#8217;e kadar Savarona Yatında kaldı. Yaz sıcakları üzerine tekrar Dolmabahçe Sarayına döndü. Bu arada Hatay sorunu da çözüldü ve Türk Ordusu Temmuz ayı başlarında Hatay&#8217;a girdi.</p>
<p>5 Eylül’de bütün malvarlığını belirli şartlarla, genel başkanı olduğu Cumhuriyet Halk Partisine bıraktı. Kız kardeşine ve manevi çocuklarına, İsmet İnönü&#8217;nün çocuklarına para yardımı yapılmasını belirtti. Ayrıca Türk Dil ve Türk Tarih Kurumu&#8217;na da belirli miktarlarda yardım yapılmasını istedi.</p>
<p>9 Kasım Günü ve gecesi ağır koma devam etti. Atatürk, 10 Kasım 1938 perşembe sabahı saat 9&#8217;u 5 geçe, İstanbul Dolmabahçe Sarayı&#8217;nda hayata gözlerini yumdu.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün ölümü Ankara&#8217;yı yasa boğarken hemen ertesi gün toplanan TBMM, Atatürk&#8217;ün silah arkadaşı ve 1937&#8217;ye kadar başbakanı olan Cumhuriyet Halk Partisi Malatya milletvekili İsmet İnönü’yü 348 milletvekilinin oy birliği ile Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ikinci cumhurbaşkanlığına seçti.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün naaşı 16 Kasım 1938 günü Dolmabahçe Sarayı tören salonunda katafalka konuldu. İstanbul halkı Büyük Önder&#8217;in önünden saygıyla geçti. Atatürk&#8217;ün cenaze namazı 19 Kasım 1938 günü Dolmabahçe Sarayı&#8217;nda Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr.Şerefattin Yaltkaya tarafından dualarla kıldırıldı.</p>
<p>Ertesi gün Ankara&#8217;da başta İsmet İnönü olmak üzere devlet erkanı tarafından karşılanan cenaze TBMM önünde hazırlanan katafalka konuldu.Ankara halkı Atatürk&#8217;ün önünden saygı geçişlerini yaptı.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-4814 aligncenter" src="http://www.gelincanlar.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-olumu.jpg" alt="" width="960" height="641" srcset="https://www.gelincanlar.com/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-olumu.jpg 960w, https://www.gelincanlar.com/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-olumu-300x200.jpg 300w, https://www.gelincanlar.com/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-olumu-768x513.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></p>
<p>21 Kasım 1938 günü yabancı devletlerden gelenlerin de katıldığı çok büyük bir cenaze töreni ile Ata’nın cenazesi Ankara Etnografya Müzesinde ki geçici kabrine konuldu.<br />
Ata’nın ebedi istirahatgahı Anıtkabirin yapımına 1944 yılında başlandı.<br />
İnşaat aşaması oldukça uzun sürdü ve 1953 yılında tamamlanabildi. Ölümünden 15 yıl sonra 10 Kasım 1953’te Atatürk’ün cenazesi Anıtkabir’e getirilerek toprağa verildi.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-full wp-image-4815 aligncenter" src="http://www.gelincanlar.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-mezar.jpg" alt="" width="950" height="631" srcset="https://www.gelincanlar.com/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-mezar.jpg 950w, https://www.gelincanlar.com/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-mezar-300x199.jpg 300w, https://www.gelincanlar.com/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-mezar-768x510.jpg 768w, https://www.gelincanlar.com/wp-content/uploads/2019/10/ataturk-mezar-600x398.jpg 600w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px" /></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com/ataturkun-olumu/">Atatürk&#8217;ün Ölümü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.gelincanlar.com">Gelin Canlar Bir Olalım</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
